
Asıl adı bilinmeyen Papuci Yakup, yırtık pırtık papuçlarından ötürü bu lakapla anılıyordu. Demokrat Parti döneminde, dönemin siyasi ortamına yönelik açık sözlülüğü nedeniyle sık sık dikkatleri üzerine çekti.
Söyledikleriyle iktidarı eleştirmekten çekinmeyen Yakup, “Her kim bu hükümetten razıyım derse!” diyeni Pazar sokaklarında kalaylarmış. Ancak, bu cesur tavrı yüzünden başı dertten kurtulmadı.
İki kez dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e mektup yazan Papuci Yakup, yanıt alamayınca üçüncü mektubunda tüm içini döktü. Rivayete göre, hükümetin yanlış politikalarını bir bir sıraladı. Bunun üzerine önce hapsedildi, ardından “akıl hastanesine” gönderildi.
Dönemin yöneticileri, onun sözlerinin halk arasında yankı bulmaması için, “Aklı yerinde değil” damgası vurarak susturmak istemişti. Ancak o, hapisten çıktıktan sonra da susmadı ve bugün bile anlamını koruyan şu ibretlik sözleri söyledi:
“Haksızlığı hak bilenden hak istemek, haksızlıktır!
Ama haksızlık karşısında susmak da, hakka ihanettir!
Hakka ihanet etmek istemedim, ama haksızlığı hak bilenden hak istedim.
Dolayısıyla haksızlık etmiş oldum! Günah bende, kusur bende, suç bende.”
Bu anlamlı sözleriyle adalet, vicdan ve hakikat üzerine derin bir ders bırakan Papuci Yakup, Rize halkının hafızasında bir halk bilgesi olarak yaşamaya devam ediyor.
Not: Bu yazı, merhum gazeteci Orhan Can’ın anılarından derlenmiştir.
Kendisine rahmet ve saygıyla…
️ Fatih Sultan KAR / İstanbul