
Başkan Engin İstif: Bugün Türkiye’de mesleki eğitim sistemi, dağınık yapısı ve çağın ihtiyaçlarına uyum sağlayamayan programlarıyla ciddi bir kriz yaşamaktadır. Birçok okulda atölyeler eski, müfredatlar yetersiz ve sanayi ile bağlar zayıftır. Yüksek maliyetine rağmen mesleki eğitim beklenen sonucu üretememekte; mezun gençler iş bulmakta zorlanırken işverenler nitelikli eleman bulamamaktan şikâyet etmektedir. Bu tablo, mesleki eğitimin hem gençlerimiz hem de ülke ekonomisi açısından alarm verdiğini göstermektedir.
Sorunun en kritik boyutlarından biri, mesleki eğitimin toplumdaki konumudur. Meslek liseleri çoğu zaman istemeden yönlendirilen, akademik olarak zayıf ve imkânları sınırlı ailelerin çocuklarının yoğunlaştığı okullar haline gelmiştir. Bu durum mesleki eğitimin değerini düşürmekte, gençlerin özgüvenini zedelemekte ve mesleki kimlik gelişimini engellemektedir. Oysa dijital çağda meslek sahibi olmak, güçlü bir temel eğitim ve teknoloji bilgisi gerektirmektedir. Mevcut yapı, gençleri geleceğin mesleklerine hazırlamakta yetersiz kalmaktadır.
Ortaya çıkan tablo üç ağır sonuç doğurmaktadır: Eğitimde düşük beceri üretimi, ekonomide nitelikli ara eleman açığı ve toplumda mesleki eğitimin itibar kaybı. Bu sorunlar birbirini besleyerek mesleki eğitimi hem ekonomik hem de toplumsal açıdan riskli bir alana dönüştürmektedir.Bu nedenle mesleki eğitimde artık küçük düzenlemeler değil, köklü bir dönüşüm gereklidir. Mesleki eğitim güçlü bir temel eğitim üzerine kurulmalı; çocuklar küçük yaşlardan itibaren yeteneklerine göre yönlendirilmelidir. Okullar ile iş dünyası arasında gerçek ve sürekli bir iş birliği kurulmalı, eğitim sistemi sektörle birlikte yönetilmelidir. Dijital beceriler tüm alanların merkezine alınmalı, öğretmenler sanayiyle iç içe çalışmalı, eğitim sürekli güncellenmelidir. Aynı zamanda mesleki etik, iş disiplini ve üretim kültürü güçlendirilmeli; burs, iş garantisi ve kariyer imkânlarıyla mesleki eğitim yeniden saygın ve tercih edilen bir yol haline
getirilmelidir.
Mesleki eğitimde bugünkü yapı devam ederse Türkiye düşük becerili işlere sıkışacak, dijital dönüşümü kaçıracak ve toplumsal eşitsizlik derinleşecektir. Ancak güçlü bir temel eğitime dayanan, iş dünyasıyla bütünleşmiş, esnek ve yenilikçi bir mesleki eğitim sistemi kurulabilirse; mesleki eğitim Türkiye’nin üretim gücünün, rekabet kapasitesinin ve toplumsal refahının en önemli dayanaklarından biri haline gelecektir.