
Yaş Çay üreticisi Emin Kanbur, 2026 yılı yaş çay sezonunun arefesindeyiz.
Birkaç hafta sonra bahçelere girilecek, bölge insanının emeği yine bahçelerle bütünleşecek.
Fakat ne gariptir ki, böylesine kritik bir dönemde gerek idarecilerde, gerek sivil toplum kuruluşlarında, gerekse konuya duyarlı yaş çay üreticilerinde dikkat çekici bir sessizlik hâkim.
Bu sessizlik doğrusu hayra alamet gibi görünmüyor.
Oysa çay sektörü, yıllardır çözüm bekleyen çok büyük sorunlarla karşı karşıya.
Satın alma gücünün son dört yılda neredeyse yarı yarıya düşmesinden tutun, kalitenin giderek bozulmasına kadar uzanan ciddi meseleler var.
Bugün çayın çöpünün dahi boyanarak poşetlere girerek mutfaklarımıza kadar ulaştığı aşikar bir dönemi yaşıyoruz.
Çay tiryakilerinin damak tadı adeta erozyona uğruyor ve genç tiryakiler bir bir başka sıcak içecekler yöneliyor.
Maalesef bu durumda gelecekte kuru çay piyasasının ne kadar tartışılır pazar kaybının ne hale geldiğinin açık kanıtıdır..
Yanlış hasat uygulamaları ise işin başka bir boyut.
Gelişi güzel yapılan hasatlar, çay bahçelerinin verimini her geçen yıl biraz daha düşürüyor.
Oysa bilinçsiz yaş yaprak hasadının bir kazanç değil aksine faturası yalnız bugüne değil, yarınlara da kesilen büyük bir kayıp olduğunun benimsenmesi gerekmektedir.
Bir diğer önemli beklenti ise yarım asırdır konuşulan Çay Kanunu’dur.
Sektörün düzenlenmesi, kalitenin korunması ve üreticinin hakkının güvence altına alınması için bu kanunun hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bugün gelinen noktada ise yaş çay üreticisinin neredeyse tek odaklandığı konu YAŞ ÇAY FİYATI olmuştur.
Oysa mesele yalnız fiyat meselesi değildir.
Fiyat elbette önemlidir; ancak fiyatın belirlenmesinde kullanılan enflasyon oranlarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediği de yakın geçmişimizi bir incelersek dürüm ortadadır.
Hatırlayalım…
2022 yılında bir kilo yaş çay yaklaşık 11 lira, + destekleme primiyle birlikte 12–13 liraya ulaşıyordu.
Aynı dönemde bir ekmek 5 liraydı.
Yani bir kilo yaş çay ile yaklaşık iki buçuk ekmek alına biliyordu.
Bugün ise neredeyse bir kilo yaş çay, birbucuk ekmeğe eşdeğer hale gelmiş durumda.
Bu tablo, piyasayla orantılı yanı denk olmayan enflasyon oranlarının yaş çay fiyatlarına birebir yansıtılmasının ne kadar sağlıksız sonuçlar doğurduğunu açıkça göstermektedir.
Edinilen bilgilere göre siyası kulislerde enflasyon eşittir yaş çay zammı konuşuluyor, geçen yıllara dayalı olarak yaş çay üreticisinin kaybını giderecek mutabık kalınacak bir formul üzerinden yaş çaya zam yapılmazsa artık kacınılmaz bir gerçektir ve üreticinin beklentisidir.
Bütün bu gerçekler ortadayken, beklentiler ile mevcut ekonomik realite arasında büyük bir uçurum bulunmaktadır.
Böyle bir zeminde yeni bir sezona girmek, ne yazık ki üretici açısından yeni bir hayal kırıklığına kapı aralayabilir.
Sessizlik bazen sükûnet değildir.
Bazen yaklaşan sorunların habercisidir.
Bu nedenle henüz sezon başlamadan, tüm tarafların konuşması, tartışması ve çözüm üretmesi gerekmektedir.
Çünkü çay sadece bir ürün değildir; bu bölgenin alın teri, geçim kaynağı ve geleceğidir.