Arama

Gazeteci İlyas Gür'den Siyasette Tutarlılık ve Şeffaflık Eleştirisi

Habere Tanık Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi ve kıdemli gazeteci İlyas Gür, 14 Ekim 2026 tarihli köşe yazısında siyaset kurumunda tutarlılık, hesap verebilirlik ve basın özgürlüğü konularına dikkat çekti. Gür, isim vermeden bazı siyasi aktörlere yönelik eleştirilerde bulunurken kamuoyunun cevap beklediği sorular bulunduğunu savundu. "Siyasetçi dediğin dik durur" sözünden hareketle yazısını kaleme alan Gür, siyasette karakter, tutarlılık ve ilkeli duruşun önemine vurgu yaptı.

15/10/2026 00:16 | Son Güncelleme : 15/10/2026 01:58 | Okunma Sayısı : 72 | Haber merkezi


Gazeteci İlyas Gür'den Siyasette Tutarlılık ve Şeffaflık Eleştirisi
ad image

Gazeteci İlyas Gür kaleme aldığı yazısında şu ifadelere yer verdi: Siyasetçi dediğin dik durur derdi atalarımız. Peki, günümüzde siyaset yapanların kaçı bu sözün hakkını veriyor?

Konuşmaya gelince mangalda kül bırakmayanlar, kürsüye çıktığında demokrasi havarisi kesilenler, kendilerini aydın, demokrat, entelektüel diye tanıtanlar… Bir de işin icraat tarafına bakın! Söyledikleriyle yaptıkları arasında dağlar kadar fark var. Sonuç mu? Ne köy oluyorlar ne kasaba!

Siyaset, sadece güzel konuşmak, sosyal medyada süslü cümleler kurmak, hafta sonları dağa çıkıp mangal yapmakla yürümüyor. Siyaset, her şeyden önce karakter, tutarlılık ve omurga ister. Dün söylediğinin bugün arkasında durabilmeyi, çıkarına ters düşse bile doğru bildiğinden vazgeçmemeyi gerektirir.

Gelin, isim vermeden başlayalım.

Sandıktan çıkmayan oylar!

Bir siyasi partinin il başkanını düşünün. Son genel seçimde, kendisinin ve eşinin oy kullandığı sandıkta kendi partisine oy çıkmıyor. Üstelik söz konusu sandıkta partinin temsilcisi de bulunuyor.

Şimdi insan sormadan edemiyor: Bir partinin il başkanı, kendi partisinin oy alamadığı bir sandıkta oy kullanmışsa burada açıklanması gereken bir durum yok mudur?

Elbette tek başına bir sandık sonucu, kimsenin ne yönde oy kullandığını kesin olarak ortaya koymaz. Ancak siyasi sorumluluk makamında bulunanların bu tür soru işaretlerine açıklık getirmesi beklenir.

Şimdilik isim vermiyorum. Fakat olur da önümüzdeki seçimlerde bu il başkanı partisinden aday olursa, elimdeki ıslak imzalı sandık tutanağını kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyorum.

Siyasetçinin görevi yalnızca başkalarından hesap sormak değildir. Gerektiğinde kendisi de kamuoyunun sorularına cevap verebilmelidir.

Dün hakaret ettiğine bugün mi sığınıyorsun?

Gelelim bir başka siyasetçiye…

Son seçimlerden önce Atatürkçü Düşünce Derneğinde kendisiyle bir tartışma yaşadım. O dönem başka bir siyasi partinin il başkanıydı. Tartışmanın konusu, siyasi tutumu ve açıklamalarıydı.

Aradan zaman geçti. Bir dönem hakkında ağır sözler söylediği, eleştirdiği genel başkanın partisinde bugün il başkanlığı görevini yürütüyor.

İnsanın aklına şu soru geliyor: Dün eleştirdiğin, hatta hakaret ettiğin bir siyasi liderin partisinde bugün nasıl il başkanlığı yapabiliyorsun?

Elbette siyasette fikir değiştirmek, parti değiştirmek mümkündür. İnsanlar düşüncelerini değiştirebilir, geçmişte yanlış buldukları görüşleri bugün benimseyebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak bunun adı fikir değişikliği mi, yoksa siyasi hesap mı? İşte asıl mesele burada!

Dün söylediklerinin bugün neresinde duruyorsun? Geçmişteki sözlerin için bir açıklaman var mı? Yoksa makam değişince dünün doğruları da yanlışları da bir anda unutuluyor mu?

Benim siyaset anlayışımda mesele hangi partide olduğun değil, ne kadar tutarlı olduğundur. Bir insan dün söylediklerinin arkasında duramıyorsa, bugün söylediklerine neden inanalım?

Mobilyalar, iddialar ve cevap bekleyen sorular…

Sözünü ettiğimiz siyasetçi hakkında anlatılan bir başka konu daha var.

İddiaya göre yaklaşık 10 yıl önce eski siyasi parti döneminde edinilen mobilyalar, daha sonra geçilen yeni partiye taşındı ve demirbaş kaydına alındı. Yine iddia edildiğine göre, yeni partiye mobilya alınacağı gerekçesiyle genel merkezden para talep edildi.

Bunlar ciddi iddialar. Elbette iddia ile ispatlanmış gerçek aynı şey değildir. Bu nedenle ilgili kişinin konuya açıklık getirmesi, varsa kayıtların ortaya konulması önemlidir.

Siyasette şeffaflık yalnızca rakiplerden istenecek bir şey değildir. Herkes için geçerli olmalıdır.

Partilerin imkânları, demirbaşları ve genel merkezden gönderilen paralar kişisel tasarruf alanı değildir. Bunların hesabı sorulabilmeli, gerektiğinde cevapları da kamuoyuna açıkça verilebilmelidir.

Mesele bir masa, birkaç sandalye ya da bir dolap meselesi değil. Mesele, siyasi sorumluluk taşıyan insanların kamuoyunun güvenine ne kadar layık olduğudur.

Basın grubundan çıkarmakla gazetecilik bitmez!

Gelelim beni en çok güldüren, bir o kadar da düşündüren meseleye…

Yaklaşık bir hafta önce sözünü ettiğim siyasetçi beni partisinin basın grubuna eklemişti. Pazartesi günü partide bir istifa yaşandı. Ben de haber değeri taşıdığını düşündüğüm gelişmeyi yayımladım.

Ne oldu dersiniz?

Beyefendi kızmış! Beni basın grubundan çıkarmış.

Vah vah! Üzüntümden çiftetelli oynuyorum!

Şimdi soruyorum: Bir gazeteci, haber değeri taşıyan bir gelişmeyi yayımladığı için siyasi bir partinin basın grubundan çıkarılıyorsa burada basınla kurulan ilişkinin niteliğini sorgulamak gerekmez mi?

Basın mensubu, siyasetçinin hoşuna giden haberleri yapmak için mi vardır? Yoksa kamuoyunu ilgilendiren gelişmeleri aktarmak için mi?

Gazetecilik, bir siyasi partinin basın grubunda bulunmakla başlayıp o gruptan çıkarılmakla bitmez. Haber, haber değeri taşıdığı için yapılır. Bir siyasetçinin hoşuna gidip gitmemesi, tek başına haberin yayımlanıp yayımlanmayacağını belirlemez.

Elbette her siyasi parti, kendi basın grubuna kimi alacağına karar verebilir. Bu kendi tercihidir. Ancak gazetecinin görevi de bağımsızlığını korumak ve mesleğini yapmaktır.

Beni gruptan çıkarmışsın, ne olmuş yani? Benim seninle uğraşacak zamanım yok. Sen kendin çal, kendin oyna!

Ama şunu da unutma: Gazetecilik, birilerinin gönlünü hoş tutma mesleği değildir. Bugün basın grubundan çıkarırsın, yarın başka bir gazeteciye kızarsın. Peki, hoşuna gitmeyen her haberde kapıları kapatırsan kamuoyunu nasıl bilgilendireceksin?

Siyaset, hafta sonu mangal yapmaya, kafa çekmeye  benzemez!

Siyaset yapmak kolay değildir. Sorumluluk ister, emek ister, tutarlılık ister. Her şeyden önce insanın kendi geçmişiyle yüzleşebilmesini gerektirir.

Hafta sonu dağa çıkıp mangal yapmak, dostlarla oturup sohbet etmek, sosyal medyada birkaç iddialı cümle paylaşmak elbette güzel. Fakat siyaset bundan ibaret değildir.

Siyasetçinin asıl sınavı, işler yolundayken değil; çıkarları zedelendiğinde, eleştirildiğinde ve hesap vermesi gerektiğinde başlar.

Dün söylediğini bugün inkâr etmeyeceksin. Dün eleştirdiğin bir düşünceyi bugün savunuyorsan bunun gerekçesini anlatacaksın. Hakkında soru işaretleri varsa bunlara cevap vereceksin. Gazeteci sana soru sorduğunda da haberi beğenmediğin için onu cezalandırmaya kalkışmayacaksın.

Çünkü makamlar geçicidir. Koltuklar el değiştirir. Partiler değişir, siyasi dengeler değişir. Fakat insanın söyledikleri ve yaptıkları hafızalarda kalır.

Siyasetçi dediğin dik durur!

Dik durmak, hiç hata yapmamak değildir. Hata yaptığında kabul etmek, dün söylediklerinin arkasında durmak ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze almaktır.

Yoksa rüzgâr nereden eserse oraya dönmek, dün düşman bildiğinle bugün kol kola girmek, eleştiriyi duyunca kapıları kapatmak kolaydır.

Zor olan, ilkeli kalmaktır.

Benim derdim kimsenin makamı, koltuğu ya da hangi partide siyaset yaptığı değil. Benim derdim, siyasetin kişisel çıkarların gölgesinde kalması ve gazeteciliğin siyasi beklentilere göre şekillendirilmek istenmesidir.

Son sözüm de şu olsun:

Siyasetçinin gerçek karakteri, mikrofon başında söyledikleriyle değil; çıkarlarıyla ilkeleri karşı karşıya geldiğinde yaptığı tercihle belli olur.

Kimin dik durduğunu, kimin rüzgâra göre yön değiştirdiğini zaman gösterir. Biz de gördüklerimizi, bildiklerimizi ve kamuoyunu ilgilendiren gelişmeleri yazmaya devam ederiz.

Kim kızarsa kızsın, kim gruptan çıkarırsa çıkarsın…

Gazetecilik, birilerinin keyfine göre yapılmaz!

 

 

Etiketler : Gazeteci İlyas Gür'den Siyasette Tutarlılık ve Şeffaflık Eleştirisi
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Güneysu’da Modern Kurban Pazarı Vatandaşlarla Buluşuyor

Güneysu’da Modern Kurban Pazarı Vatandaşlarla Buluşuyor

Rize’nin Güneysu ilçesinde Kurban Bayramı öncesi hummalı bir çalışma sürüyor. Güneli Mahallesi’nde inşa edilen yeni kurban pazarı, modern altyapı ve üstyapısıyla hem satıcıların hem de vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanıyor.

5 ay önce
Rize’de çay üreticileri yeni sezon öncesi fiyat beklentilerini dile getiriyor.

Rize’de çay üreticileri yeni sezon öncesi fiyat beklentilerini dile getiriyor.

Handüzü Yaylası Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Ceyhun Kalender, yaş çay fiyatı tartışmalarına farklı bir bakış getirdi.

5 ay önce
Başkanı Çervatoğlu, 2 Milyon 346 Bin TL’lik Cezayı reddetti

Başkanı Çervatoğlu, 2 Milyon 346 Bin TL’lik Cezayı reddetti

Fındıklı Belediye Başkanı Çervatoğlu, 2 milyon 346 bin TL’lik cezayı reddetti: “Yerel yönetimi cezalandırmak çözüm değil, devletin görevi çözüm üretmektir.”

5 ay önce
Yorumlar

Çaykur çalışan

Sayın muhittin bey konuşmanız güzel profesyonel olan kış grubunu 11ay29 yapınca yazın gelecek olan bekçi kardeşlerimizi nasıl istihdam etmeyi planlıyor bekçiler uzun çalışmalı ama hangi grubu sorun burda

3 ay önce